|
Catégorie |
Anglais |
Turc |
|
| General |
|
| 1 |
General |
the dark face of something n. |
bir şeyin karanlık yüzü |
|
| 2 |
General |
have the face to do something v. |
yüzü tutmak |
|
| 3 |
General |
tell something to one's face v. |
yüzüne söylemek |
|
| Phrasals |
|
| 4 |
Phrasals |
dab something onto one's face v. |
yüzüne (krem vb) sürmek |
|
| 5 |
Phrasals |
dab something on one's face v. |
yüzüne (krem vb) sürmek |
|
|
|
| 6 |
Phrasals |
face someone or something forward v. |
birini/bir şeyi düz (ters, yan) çevirmek |
|
| 7 |
Phrasals |
face into (something) v. |
birini/bir şeyi (bir şeye) bakacak şekilde döndürmek |
|
| 8 |
Phrasals |
face up (to someone or something) v. |
(birinin/bir şeyin) karşısına çıkmak |
|
| 9 |
Phrasals |
face into (something) v. |
yüzünü (bir şeye) doğru çevirmek |
|
| 10 |
Phrasals |
face someone or something forward v. |
birini/bir şeyi öne (arkaya, sağa, sola) çevirmek |
|
|
|
| 11 |
Phrasals |
face into (something) v. |
(bir şeye) doğru dönmek |
|
| 12 |
Phrasals |
face into (something) v. |
önünü (bir şeye) dönmek/vermek |
|
| 13 |
Phrasals |
face into (something) v. |
yüzünü (bir şeye) dönmek/vermek |
|
| 14 |
Phrasals |
face into (something) v. |
birinin/bir şeyin yüzünü (bir şeye) doğru çevirmek |
|
| 15 |
Phrasals |
face (someone or something) into something v. |
(birinin/bir şeyin) yüzünü bir şeye doğru çevirmek |
|
| 16 |
Phrasals |
face (someone or something) into something v. |
(birini/bir şeyi) bir şeye bakacak şekilde döndürmek |
|
| 17 |
Phrasals |
face someone or something forward v. |
birinin/bir şeyin ön yüzünü (arka yüzünü, yan yüzünü) çevirmek |
|
| 18 |
Phrasals |
face up (to someone or something) v. |
(biriyle/bir şeyle) yüz yüze gelmek |
|
| 19 |
Phrasals |
face up (to someone or something) v. |
(biriyle/bir şeyle) yüzleşmek |
|
| 20 |
Phrasals |
face someone or something forward v. |
birinin/bir şeyin düzünü (tersini, yanını) çevirmek |
|
|
|
| 21 |
Phrasals |
face something with something v. |
bir şeyin yüzeyine/yüzüne bir şey uygulamak |
|
| 22 |
Phrasals |
face with (someone or something) v. |
(biriyle/bir şeyle) karşı karşıya kalmak |
|
| 23 |
Phrasals |
face away (from someone or something) v. |
(birinden/bir şeyden) başka tarafa bakmak |
|
| 24 |
Phrasals |
face with (something) v. |
(bir şeyle) karşı karşıya kalmak |
|
| 25 |
Phrasals |
face with (someone or something) v. |
(biriyle/bir şeyle) yüz yüze gelmek |
|
| 26 |
Phrasals |
face someone with something v. |
birini bir şeyle karşı karşıya getirmek |
|
| 27 |
Phrasals |
face with (something) v. |
(bir şeyle) karşı karşıya getirmek |
|
| 28 |
Phrasals |
face someone with something v. |
birini bir şeyle yüzleştirmek |
|
| 29 |
Phrasals |
face away (from someone or something) v. |
(birinden/bir şeyden) başını/yüzünü çevirmek |
|
| 30 |
Phrasals |
face with (something) v. |
yüzeyine/yüzüne (bir şey) uygulamak |
|
| 31 |
Phrasals |
face with (someone or something) v. |
(biriyle/bir şeyle) karşı karşıya bulunmak |
|
| 32 |
Phrasals |
face with (something) v. |
(bir şeyle) yüzleşmek |
|
| 33 |
Phrasals |
face with (someone or something) v. |
(biriyle/bir şeyle) yüzleşmek |
|
| 34 |
Phrasals |
face away (from someone or something) v. |
(birine/bir şeye) arkasını dönmek |
|
| 35 |
Phrasals |
face something with something v. |
bir şeyin yüzeyini/yüzünü bir şeyle kaplamak |
|
| 36 |
Phrasals |
face something with something v. |
bir şeyin yüzeyine bir şey döşemek |
|
| 37 |
Phrasals |
face with (something) v. |
yüzeyini/yüzünü (bir şeyle) kaplamak |
|
| 38 |
Phrasals |
face with (something) v. |
(bir şeyle) yüzleştirmek |
|
| 39 |
Phrasals |
take (someone or something) at face value v. |
(birini/bir şeyi) dışarıdan göründüğü gibi kabul etmek |
|
| 40 |
Phrasals |
take (someone or something) at face value v. |
(birini/bir şeyi) dış görünümüne göre/görüntüsüne bakarak/yüzeysel olarak değerlendirmek |
|
|
|
| 41 |
Phrasals |
take (someone or something) at face value v. |
(birini/bir şeyi) yüzeysel olarak değerlendirmek |
|
| Phrases |
|
| 42 |
Phrases |
the true face of something expr. |
bir şeyin gerçek yüzü |
|
| 43 |
Phrases |
in the face of (something) expr. |
(bir şeye) karşı |
|
| 44 |
Phrases |
in the face of (something) expr. |
(bir şeye) rağmen |
|
| 45 |
Phrases |
in the face of (something) expr. |
(bir şeye) karşın |
|
| 46 |
Phrases |
in the face of (something) expr. |
(bir şey) karşısında |
|
| 47 |
Phrases |
in the face of (something) expr. |
(bir şeye) meydan okuyarak |
|
| Idioms |
|
| 48 |
Idioms |
the acceptable face of (something) n. |
(bir şeyin) cazip (gibi görünmeye çalışan) yanı |
|
| 49 |
Idioms |
the acceptable face of (something) n. |
(bir şeyin) sempatik (gibi görünmeye çalışan) yanı |
|
| 50 |
Idioms |
the acceptable face of (something) n. |
(bir şeyin) kabul edilebilir/makul (olmaya çalışan) yanı |
|
| 51 |
Idioms |
the acceptable face of (something) n. |
(bir şeyin) uygun sayılabilir yanı |
|
| 52 |
Idioms |
the acceptable face of (something) n. |
(bir şeyin) elle tutulur (olmaya çalışan) yanı |
|
| 53 |
Idioms |
about-face (on someone or something) n. |
(birine/bir şeye) olan tutumunu/hareketlerini tamamen değiştirme |
|
| 54 |
Idioms |
about-face (on someone or something) n. |
(birine/bir şeye) karşı olan tutumunu/hareketlerini yüz seksen derece değiştirme |
|
| 55 |
Idioms |
about-face (on someone or something) n. |
(birine/bir şeye) olan tutumunu tam tersine çevirme |
|
| 56 |
Idioms |
about-face (on someone or something) n. |
(birine/bir şeye) karşı olan tutumunu/hareketlerini yüz seksen derece değiştirme |
|
| 57 |
Idioms |
about-face (on someone or something) n. |
(birine/bir şeye) olan tutumunu/hareketlerini tamamen değiştirme |
|
| 58 |
Idioms |
about-face (on someone or something) n. |
(birine/bir şeye) olan tutumunu tam tersine çevirme |
|
| 59 |
Idioms |
about-face on (something) n. |
(bir şeye) olan tutumunu/hareketlerini tamamen değiştirme |
|
| 60 |
Idioms |
about-face on (something) n. |
(bir şeye) olan tutumunu tam tersine çevirme |
|
| 61 |
Idioms |
about-face on (something) n. |
(bir şeye) karşı olan tutumunu/hareketlerini yüz seksen derece değiştirme |
|
| 62 |
Idioms |
say something right to someone's face v. |
birinin yüzüne karşı bir şey söylemek |
|
| 63 |
Idioms |
say something right to one's face v. |
yüzüne karşı söylemek |
|
| 64 |
Idioms |
put a brave face on something v. |
cesaretle karşılamak |
|
| 65 |
Idioms |
put a brave face on something v. |
göğüs germek |
|
| 66 |
Idioms |
put a brave face on something v. |
boyun eğmemek |
|
| 67 |
Idioms |
put a brave face on something v. |
mutluymuş gibi davranmak |
|
| 68 |
Idioms |
put a brave face on something v. |
üzülmemiş numarası yapmak |
|
| 69 |
Idioms |
put a brave face on something v. |
yıkılmamak |
|
| 70 |
Idioms |
wipe someone or something off the face of the earth v. |
yerle bir etmek |
|
| 71 |
Idioms |
throw something back in somebody's face v. |
elinin tersiyle itmek |
|
| 72 |
Idioms |
throw something back in somebody's face v. |
(tavsiyeyi/öneriyi vb) reddetmek |
|
| 73 |
Idioms |
throw something back in somebody's face v. |
(tavsiyeyi/öneriyi vb) geri çevirmek |
|
| 74 |
Idioms |
face something down v. |
bir şeyi ters çevirmek |
|
| 75 |
Idioms |
say something to someone's face v. |
yüzüne söylemek |
|
| 76 |
Idioms |
face something head-on v. |
sorunla yüzleşmek |
|
| 77 |
Idioms |
face something down v. |
bir şeyin arka yüzünü çevirmek |
|
| 78 |
Idioms |
take something at face value v. |
göründüğü gibi kabul etmek |
|
| 79 |
Idioms |
say something right to someone's face v. |
direkt yüzüne söylemek |
|
| 80 |
Idioms |
face onto something v. |
(/denize/göle vb) bakmak |
|
|
|
| 81 |
Idioms |
set something in a type face v. |
(bir yazıyı) belli bir karakter/yazı biçiminde dizmek |
|
| 82 |
Idioms |
throw something into someone's face v. |
(bir şeyi) birinin yüzüne vurmak |
|
| 83 |
Idioms |
face something head-on v. |
sorunla doğrudan ilgilenmek |
|
| 84 |
Idioms |
throw something in someone's face v. |
(bir şeyi) birinin yüzüne vurmak |
|
| 85 |
Idioms |
fling something up in someone's face v. |
bir şeyi birinin yüzüne vurmak |
|
| 86 |
Idioms |
say something right to someone's face v. |
bir şeyi birinin yüzüne söylemek |
|
| 87 |
Idioms |
do something until you are blue in the face v. |
(bir şeyi) canı çıkıncaya kadar yapıp bir sonuç alamamak |
|
| 88 |
Idioms |
do something until you are blue in the face v. |
(bir şeyi) pestili çıkana kadar yapıp bir sonuç alamamak |
|
| 89 |
Idioms |
do something until you are blue in the face v. |
(bir şeyi) bitap düşene kadar yapıp bir sonuca varamamak |
|
| 90 |
Idioms |
do something until you are blue in the face v. |
(bir şeyi) hali kalmayana dek yapıp bir sonuca varamamak |
|
| 91 |
Idioms |
do something until you are blue in the face v. |
(bir şeyi) takati kalmayana dek yapıp bir sonuç alamamak |
|
| 92 |
Idioms |
have the brass face to (do something) v. |
(bir şey yapmaya) yüzü tutmak |
|
| 93 |
Idioms |
have the face to (do something) v. |
(bir şey yapma) cesaretini/yüzsüzlüğünü göstermek |
|
| 94 |
Idioms |
have the face to (do something) v. |
(bir şey yapmaya) yüz bulmak |
|
| 95 |
Idioms |
have the brass face to (do something) v. |
(bir şey yapmaya) cesareti olmak |
|
| 96 |
Idioms |
have the face to (do something) v. |
(bir şey yapmaya) yüzü tutmak |
|
| 97 |
Idioms |
have the face to (do something) v. |
(bir şey yapmaya) cesaret/cüret etmek |
|
| 98 |
Idioms |
have the face to (do something) v. |
(bir şey yapmaya) çekinmemek |
|
| 99 |
Idioms |
have the brass face to (do something) v. |
(bir şey yapmaya) çekinmemek |
|
| 100 |
Idioms |
have the face to (do something) v. |
(bir şey yapmaya) cesareti olmak |
|
| 101 |
Idioms |
have the brass face to (do something) v. |
(bir şey yapmaya) yüz bulmak |
|
| 102 |
Idioms |
have the brass face to (do something) v. |
(bir şey yapmaya) yüzü olmak |
|
| 103 |
Idioms |
have the brass face to (do something) v. |
(bir şey yapma) cesaretini/yüzsüzlüğünü göstermek |
|
| 104 |
Idioms |
have the face to (do something) v. |
(bir şey yapmaya) yüzü olmak |
|
| 105 |
Idioms |
have the brass face to (do something) v. |
(bir şey yapmaya) cesaret/cüret etmek |
|
| 106 |
Idioms |
throw (something) in (one's) face v. |
(bir şeyi) kaba bir şekilde geri çevirmek |
|
| 107 |
Idioms |
throw something into someone's face v. |
bir şeyi birinin suratına fırlatmak/atmak |
|
| 108 |
Idioms |
throw (something) in (one's) face v. |
kaba bir şekilde reddetmek |
|
| 109 |
Idioms |
throw something in someone's face v. |
bir şeyi birinin yüzüne vurmak |
|
| 110 |
Idioms |
throw something in someone's face v. |
birinin yüzüne su çarpmak |
|
| 111 |
Idioms |
throw something into someone's face v. |
birinin yüzüne su çarpmak |
|
| 112 |
Idioms |
throw something in someone's face v. |
bir şeyi birinin suratına püskürtmek |
|
| 113 |
Idioms |
throw something in someone's face v. |
bir şeyi birinin suratına fırlatmak/atmak |
|
| 114 |
Idioms |
throw something into someone's face v. |
bir şeyi birinin yüzüne vurmak |
|
| 115 |
Idioms |
throw something into someone's face v. |
bir şeyi birinin suratına püskürtmek |
|
| 116 |
Idioms |
do about-face (on someone or something) v. |
(birine/bir şeye) olan tutumunu/hareketlerini yüz seksen derece değiştirmek |
|
| 117 |
Idioms |
have about-face (on someone or something) v. |
(birine/bir şeye) olan tutumunu/hareketlerini yüz seksen derece değiştirmek |
|
| 118 |
Idioms |
have about-face (on someone or something) v. |
(birine/bir şeye) olan tutumunu/hareketlerini tamamen değiştirmek |
|
| 119 |
Idioms |
have about-face (on someone or something) v. |
(birine/bir şeye) olan tutumunu/hareketlerini tam tersine çevirmek |
|
| 120 |
Idioms |
do about-face (on someone or something) v. |
(birine/bir şeye) olan tutumunu/hareketlerini tam tersine çevirmek |
|
| 121 |
Idioms |
do about-face (on someone or something) v. |
(birine/bir şeye) olan tutumunu/hareketlerini tamamen değiştirmek |
|
| 122 |
Idioms |
be staring something in the face v. |
bir şeyin eşiğinde olmak/eşiğine gelmek |
|
| 123 |
Idioms |
be staring something in the face v. |
bir şeyle karşı karşıya olmak/gelmek |
|
| 124 |
Idioms |
be staring (something) in the face v. |
(bir şeyin) eşiğinde olmak/eşiğine gelmek |
|
| 125 |
Idioms |
be staring (something) in the face v. |
(bir şeyle) karşı karşıya olmak/gelmek |
|
| 126 |
Idioms |
be staring something in the face v. |
yenilmenin, ölümün, mahvolmanın eşiğinde olmak |
|
| 127 |
Idioms |
be staring something in the face v. |
yenilmek, ölmek, mahvolmak üzere olmak |
|
| 128 |
Idioms |
be staring (something) in the face v. |
(bir şeye) çok yaklaşmak |
|
| 129 |
Idioms |
be staring (something) in the face v. |
(bir şeyle) burun buruna gelmek |
|
| 130 |
Idioms |
be staring something in the face v. |
bir şeye çok yaklaşmak |
|
| 131 |
Idioms |
be staring something in the face v. |
bir şeyle burun buruna gelmek |
|
| 132 |
Idioms |
be staring something in the face v. |
yenilmek, ölmek, mahvolmak üzere olmak |
|
| 133 |
Idioms |
have something written all over your face v. |
(bir şey) yüzünden belli olmak |
|
| 134 |
Idioms |
have something written all over your face v. |
(bir şey) yüzünden okunmak |
|
| 135 |
Idioms |
have something written all over your face v. |
(bir şey) yüzüne yansımak |
|
| 136 |
Idioms |
put a bold face on (something) v. |
(bir şeyi) daha iyimser göstermek |
|
| 137 |
Idioms |
put a bold face on (something) v. |
(bir şey) o kadar da umutsuz değilmiş gibi göstermek |
|
| 138 |
Idioms |
put a bold face on (something) v. |
(bir şeyi) çok da kötü değilmiş gibi göstermek |
|
| 139 |
Idioms |
put a good face on (something) v. |
(bir şey) yolundaymış gibi göstermek/davranmak |
|
| 140 |
Idioms |
put a bold face on (something) v. |
(bir şey) yolundaymış gibi göstermek/davranmak |
|
| 141 |
Idioms |
put a bold face on (something) v. |
(bir şeyle ilgili) pembe/iyimser bir tablo çizmek |
|
| 142 |
Idioms |
put a good face on (something) v. |
(bir şey) o kadar da umutsuz değilmiş gibi göstermek |
|
| 143 |
Idioms |
put a good face on (something) v. |
(bir şeyi) daha iyimser göstermek |
|
| 144 |
Idioms |
put a good face on (something) v. |
(bir şeyle ilgili) pembe/iyimser bir tablo çizmek |
|
| 145 |
Idioms |
put a good face on (something) v. |
(bir şeyi) çok da kötü değilmiş gibi göstermek |
|
| 146 |
Idioms |
come face to face with something v. |
(kötü bir durumla) karşılaşmak |
|
| 147 |
Idioms |
come face to face with (someone or something) v. |
(biriyle/bir şeyle) karşı karşıya kalmak/gelmek |
|
| 148 |
Idioms |
come face to face with something v. |
(kötü bir durumla) karı karşıya gelmek |
|
| 149 |
Idioms |
come face to face with (someone or something) v. |
(biriyle/bir şeyle) burun buruna gelmek |
|
| 150 |
Idioms |
come face to face with something v. |
(kötü bir durumla) yüzleşmek |
|